10 03 2010

İkindiyazıları Özel Sayısı

Merhabalar, Bu sayımızla ilk özel sayımıza imza atmış olduk. İlk özel sayımızı da bizler için özel bir anlamı ve yeri olan İkindiyazıları’na ayırdık. İkindiyazıları, 1982 ve 1993 yılları arasında Nedim Ali'nin (M. Ali Zengin) sahibi olduğu Andırın’daki Sanat matbaasında kurşun harflerle dizilerek basılan ve her ayın ilk günlerinde okurlarına ücretsiz olarak ulaştırılan bir dergiydi. İkindiyazıları, günümüz yazın dünyasında 40'lı, 50'li yaşlardaki birçok ismin yetişmesinde, serpilmesinde önemli bir işlevi yerine getirmişti. Bu yönüyle de hem genel dergicilik tarihinde hem de bazı kişilerin kişisel tarihinde ayrı bir önemi vardır. Bu özel sayımızda, zamanında İkindiyazıları'nda yazılar yazmış, kalbini okurlarına orada açmış, onu yönetmiş isimlerin onunla ilgili sımsıcak görüşlerini sizlere sunuyoruz. Orda ürün yayınlamış isimlerin Kuşluk Vakti'nde bir daha buluşması için gayret ettik. Elinizde tuttuğunuz dergi, zamanında İkindiyazıları'nda ürün yayınlamış kişilere ait ürünlerden oluşuyor. Sevgili dostlarımız ya İkindiyazıları'nı anlattılar ya da ürünleriyle bize katkı sağladılar. Yani aradan geçen onca yıldan sonra İkindiyazıları'nda toplandıkları gibi Kuşluk Vakti'nde toplandılar. Yine sarı sayfalarda yer aldılar. Bizler bu birlikteliğin uzun soluklu olmasını diliyor, dostlarımızı sonraki sayılarda da birlikte olmaya davet ediyoruz. Günümüz okurlarına İkindiyazıları'nı daha iyi tanıtabilmek için dergiden bazı alıntılar yaptık. Örneğin Nedim Ali ile İrfan Çiftçi'nin yaptığı söyleşiyi ve 5. yıl soruşturmasının bir kısmını aldık. Nedim Ali'nin bir şiirini sayfalarınıza taşıdık. Bir secde ânında dünyamızdan ayrılıp Dost’una kavuşan İkindiyazıları’nın mim... Devamı

10 03 2010

İkindiyazıları Özel Sayısı için Ne Dediler

Recep Şükrü Güngör   Bu ay beni çok şaşırtan bir dergi geldi: Kuşluk Vati. İkindiyazıları özel sayısı hazırlanmış. Şair Mustafa Oğuz ve Adem Turan hazırlamış. Mustafa Oğuz'un büyük gayretlerini duymuştum. zamanında dergide yazmış herkese ulaşmaya çalışmış. bu akşam oturdum bunu okudum. dolu dolu bir dergi olmuş. elinize sağlık Şair ağabeyim Mustafa Oğuz. ne güzel bir sayı hazırlamışsınız. okumaya doymadım. okurken bitmesin istedim. şu an okuduğum beşyüz seksen sayfalk bir kitap var. yazarı pek makbul biri değil ama kitap çok güzel. onun bitmesini istemediğim gibi Kuşluk Vakti'nin de bitmesini istemedim. İkindiyazılarıyla ilgili benim de çok tatlı hatıralarım var. ünv. öğrencisi idim o yıllar. galiba son yılları. Nedim Ali'ye mektup yazmıştım uzunca. sonra dergi okul adresime gemeye başladı. o sarı sayfalara bayılıyordum. her ayın ilk haftası okulun postasına günde üç vakibakıyordum. dergiyi o heyecanla bekliyordum. bir yitiğimi bulmuş gibi sevindimbu dosyayı okuyunca. ikibin beş yılında şair Bünyamin K. ile Nedim Ali'nin babasına uğradık Andırın'da. taziyelerimizi ilettik. bir kahvehanede çay içtik akşamı beraber kılıp oradan ayrıldık. o gece Nedim Ali adına Bünyamin K. ile dağda çadırda kaldık. kurtr, sansarlar, baykuşlar bizi terdigin ediyordu. eve dönen adam başlıklı yazım da o geceyi esas alarak yazılmştı. Şair Mustafa Oğuz ağabey, ne güzel eylediniz. bu gece vakti gözlerimi yaşarttınız. yüreğiniz üzülmesin. yüreğiniz üzülmesin yüreğiniz üzülmesin.   Devamı

23 10 2009

Kuşluk Vakti Eylül-Ekim Sayısı

Merhabalar,Hüzünlü eylül pılını pırtısını toplayıp gitti. Gitmesine gitti ancak geride bıraktıklarına bakılırsa bizleri büyülemeye hala devam edecek gibi.Yer gök sarıdır eylülün kollarında. Yüzler sarı ve düşler sarı. Eylül duygusal yoğunluk-ların ayıdır. Eylülde baharın sarıya çalan renkleriyle haşir neşirizdir en çok. Şairlerin mısraların-dan hüzün damlatır. Hüzün şiirleriyle selamlarlar selamlayacak olduklarını.Hüzün kokmayan şiirler. Doğrusunu söylemek gerekirse hüzün kokmayan şiirlerde hiç-bir zaman bulamam kendimi. Yabancısı olduğum bir ülkenin gösterişli caddelerinde dolaşıyor gibi hissederim eylülde hüzün boşaltmayan mısraları.Ayrıca eylül hüzünlerinin insanı yücelttiğini de düşünürüm. Bu ayda açılan her kapı çile hanelerin büyülü atmosferlerine açılır adeta. Ruhlarda bir sonbahar temizliğidir alır başını yürür.Bir de eylül uzun yolculuklara çıkmanın ayıdır.Kutsanmış ruhlar ülkesine ulaşıp sev-giliyle hemhal olmanın ve gül sunmanın ayı. Yolların başı ile sonu hep birdirler benim eylüllerimde ve ayrılıklarla kavuşmalar. Leyla Mecnun ile ve Ferhat Şirin’ledir.Ne diyelim eylül düşleriniz bol kuşluk vakitleriniz bereketli olsun.***Bu sayımızda ilginizi çekecek bir de araştırma dosyası hazırladık. Gençlerin şiirin nere-sinde olduğunu ve öne çıkan genç şairleri sorduk. Ancak bu soruyu ağırlıklı olarak ge-ne kendilerine sorduk.***Bir önemli not daha. Kuşluk Vakti bundan böyle iki arda bir buluşacak onu sabırsızlıkla bekleyenlerle. Böylesi hiç buluşmamasından daha iyi olsa gerektir.Salih GüzelEylül-Ekim sayısı özetle şöyle.Şiir:*Ali Osman Kurun-Siyah Taş*Ali Şîr Kuşçu-Eylül Ateşi*Resim Demirtaş-... Devamı

03 06 2009

Kuşluk Vakti’nin Haziran Sayısı

"Kuşluk Vakti" dergisi, haziran sayısının içeriği:Şiir: * Mustafa Oğuz / İç Konuşmalar 2* Salih Güzel / Gelgitlerin Dansı / Med ve Cezir* Hüseyin Kolukırık / Tanınmaz Olur Bu Rüzgar* Sevim Kırgezen / Çöl Yalnızlığı* Nizar Kabbani ( Çeviren Ali Sözer) / İçimde Yürüyen Kadın* Afşin Selim / İzahat* Şahin Taş / Kalır Redifli* Mahmut Feyzi / Yalnızlık Satmak* Rasim Demirtaş / Ayna, İstanbul Türküsü* M.Zahir Ertekin / Kıyıyı Iskalayan DüşlerDeneme: * Naci Gümüş / Gizemli Sözler ve Ruhun Müziği : Şiir* Mebrule Şallıoğlu / Umutla Işıldayan Gümüş DünyaHikaye: * Recep Şükrü Güngör / DevrimYazıyorum Çünkü: * Mustafa Oğuz / Kendimi Yaşama Yazı İle BağlıyorumSöyleşi: * Mustafa Ökkeş Evren, Ömer Aksay ile konuştuİnceleme:* Mustafa Ökkeş Evren / Cahit Zarifoğlu’nda Çoluk Çocuk MeselesiGünlük: * Tayyib Atmaca / Ebem Kuşağının AltındaHatırat:* Mehmet Büyükşahin / Helal ParaKitap İnceleme:* Ali Şîr Kuşçu / Evden Kaçan Kızın Öyküsü :Katre-i MatemMerhabalar, İşte yine yeni bir ay ve yeni bir Kuşluk Vakti zamanındayız. Haziran ayında. Haziran öyle eylül ya da nisan ayları gibi kadir kıymeti bilinen aylardan değildir. Adına şiirler yazılmamıştır, yazılar kaleme alınmamıştır. Dertli aydır vesselam. Gerçi bunu hak etmiyor da değildir. Haziran gelir ve bahar pılını pırtısını toplayıp gider gideceği yere. Güzelim bahar haziran sayesinde yaza durur. Haziran gelir ve insanlar çalışkanlıklarını bir kenara bırakıp tatil moduna giriverirler. Tatilin iyi veya kötü oluşu tartışılabilir belki. Ama bu durumun kültür ve sanat olaylarına olan olumsuz etkilerinden ötürü bu durumu asla hoş karşılayamayız. Yazın esamesi bile okunamaz  baharın kışkırtıcılığı yanında. ... Devamı

11 01 2009

İyi Şeyler Oluyor..!

Mustafa Celep, Asım Gültekin Derginin yeni sayısı gayet ilgi çekici. Zaten sevimli bir yanı da var derginin. Rasim Özden-ören bölümü orjinal! Yusuf Kaplan'ın şiir eleştirileri çok tartışılacağa benziyor! Kuşluk Vakti yedinci sayısıyla yine dopdolu. Dergi her geçen gün büyüyor, bu gerçek. Bu gerçeğin açılımını sunan yazılarla karşılaşıyoruz dergide.  Said Konar'ın kitap tanıtım yazısı, Nazife Şişman"ın yazma gerekçesini sunan metni , Kuşluk Vakti"ne düşünsel bir boyut katmış. Nazife Şişman"ın  yazı etkinliğine dair metni genç kadın yazarlar için öğretici bir yazı.  Sibel Eraslan ile yapılan söyleşi, yazarın Siret-i Meryem adlı kitabı için arka bahçe niteliğinde. Söyleşinin bir bölümünde "Yalnızlığı bilinçli tercihtir yazarlık. Cesaret ve bedel ister." diyor, Eraslan.  Kimi yazarlar içinse yazarlık,yalnızlığın bilinçli çoğaltımıdır. Yazı yazmak, çoğalmayı, anlamla zenginleşmeyi temel alır. Yazı, varoluşsal bir etkinlik aynı zamanda. Dünyaya anlam verme, soruna kökensel bir bakış getirmedir. Yazar hemen her zaman en dipte olandır. Kavrayışta köklere inendir. Önemli bir bölüm! Kuşluk Vaktinde usta yazarımız Rasim Özdenören"e dair bir portre çalışması var. Asım Gültekin, Hüseyin Rahmi Göktaş, Adem Turan, Ümit Savaş, Ayşe Su, Beyza Akyüz kendi Özdenörenlerini anlatmışlar! Hüseyin Rahmi Göktaş"ın yazısını özellikle imliyoruz! Dergideki yazarların Özdenören"e onun öykü ve fikir dünyasına, hayattaki duruşuna dair izlenimleri, bir öykü ve düşünce yazarı olarak Özdenörenin komplekssiz kişiliğini, mütevazi duruşunu yansıtıyor.  Bu önemli. Öncelikle genç yazar ve edebiyat&cce... Devamı

02 03 2009

Mustafa Oğuz Salih Güzel İle Konuştu

Kuşluk Vakti’nin sahibi ve yazı işleri sorumlusu Salih Güzel ile dergi üzerine bir söyleşi yaptık. Biz sorduk, o söyledi. Artık okuması da size ait. İşte buyurun: Nerden çıktı durup dururken bu Kuşluk Vakti? Hiçbir dergi nedensiz çıkmaz okuyucularının karşısına. Öncelikle bu bir sevda işidir.Bu sevda bir insanın gönlüne düşmeye görsün, mutlak surette kişinin yaşamının bir yerlerinden patlak verir.Hem de en olmadık zamanlarda bu da nereden çıktı dedirtir önce ellerine ve sonra da gönüllerine doğduklarına. Tıpkı size dedirttiği gibi dostum.Burada bir derginin ne anlama geldiği ile ilgili (hele de bir edebiyat dergisinin) temel düşünceleri büyük usta  Cemil Meriç’in kitaplarına havale etmek isterim.Gene de kısaca değinecek olursak. Bir edebiyat dergisi; dünyanın, hayatın ve aşkın gizemine vakıf olma çabasından başka bir şey olmasa gerektir. Ulaşılan kimi farkındalıkların gönül dostları ile paylaşılma çabası. İşte Kuşluk Vakti bu çabanın dışa yansımasıdır.Ayrıca, sohbet ortamları edebiyat dostlarının vazgeçilmezlerindendir. Modern çağ ne yazık ki bu ortamları ve bunların yapıldığı gizemli mekânları silip süpürmüştür. Hoşça vakitlerin geçirildiği bu mekânların yerini şimdilerde edebiyat dergileri almıştır diye bir düşünceye de sahip olduğumu belirtmeliyim.Evet, edebiyat dergilerinin sarı sayfaları gönül dostlarının sohbet mekânlarıdır.Bir de, söyleyecek sözü olanlar için ikindiler gibi kuşluk vakitlerinin de iyi bir zaman olduğunu düşünüyorum. Tabi kutsanmış yolculuklara çıkacaklar için de. Bu vaktin bereketini Kuşluk Vakti ile yaşamak istedik.Aslında tüm bunları önce sanal ortamda yapmak istemiştik. Ancak bir dostumun ‘’Sanal olanında... Devamı

28 02 2009

Kuşluk Vakti'nin Bir Yılı

Daha Nice Yıllara ve Sayılara Kuşluk Vakti..! Kuşluk Vakti, 11. sayısı olan Mart sayısı ile birlikte sevenlerine yeniden merhaba dedi. M.Akif Ersoy ağırlıklı yazıların yanı sıra şiir baskın bir şekilde ön planda.   Gerek görsellik ve gerekse içerik olarak çıtayı her sayı ile birlikte biraz daha yukarılara taşımakta Kuşluk Vakti. Her sayı bir önceki sayıya göre daha yetkin. İlk sayısı Mart 2008 de yayımlanan Kuşluk Vakti, böylelikle Mat 2009 da bir yılını tamamlamış oldu. Bir yılın değerlendirmesini dostlarının ağzından sayfalarına taşıyan Kuşluk Vakti, geleceğe daha bir ümitle bakmakta. Doğrusu kutlanılası bir durumdur bu, dergiler bir bir kapanırken. Kuşluk Vakti sayfalarında okuduğumuz bir yıla ait değerlendirme yazılarından bazıları kısaca şöyle: Sadık Yalsızuçanlar : “Kuşluk Vakti, İmam Ali’nin, ‘gözü olana sabah ışımıştır’ haberinin peşinde bir dergi. Aşina isimlerin aynı iklimde buluştuğu, erdemin, merhametin, adaletin ve zerafetin soluk alıp verdiği bir yer. Efendimiz’in vakti ikindi idi. Ama O, başla sonu bitiştiren bir Sultan’dı. Kuşluk, ikindiye hazırlık, şafağın dinginliği. Atmaca, Durman, Güzel ve daha niceleri, bu sekinetin içinde konuşup durdular. Ne mutlu!” Yusuf Kaplan: Manisa'da Salih Güzel'in çabalarıyla güzel bir edebiyat dergisi yayımlanıyor: Kuşluk Vakti. Kuşluk Vakti'nin son dört beş sayısının editörlüğünü Fatma Zehra isimli mütevazi, sessiz ama kabına sığmaz bir enerji ve coşkuyla dolu bir arkadaşımız üstleniyor. Fatma Zehra'nın özenli çabalarıyla dergi, zihnimizdeki "taşra dergisi"ne ilişkin bütün olumsuz mitleri yıkmayı başardı. Ali Haydar Haksal: Kuşluk Vakti: Derginin sahibi ve yazı işleri müdürü Salih Güzel. Editör: M. Sait Türkoğlu. Dergi Manisa’da çıkıyor. Edebiyat... Devamı

01 04 2009

Kuşluk Vakti Nisan Sayısı

 Kuşluk Vakti’nin Nisan Sayısı Okuyucularla Buluştu..!Merhabalar,Güzel günlerdeyiz vesselam. Günlük güneşlik şarkıları ile bahar aldı başını gidiyor. Hem de peşi sıra koşturan sevdalıları ile.Doğrusu ben de baharla birlikte koşturanlardanım; ancak benimkisi gönül koşusu. Dostların sayısını biraz daha arttırma ve sonrasında bu dostlara ulaşma koşusu. Böylesine bir koşu için en uygun zamanlardan birisidir nisan kulvarı. Dostlara koşmanın şiircesi. Bir dostumun ‘’Adın bahar olsun senin, aylarındansa nisan.’’şeklindeki dilek ve temennisini bir dua gibi basarım bağrıma. İçerisinde nisan bulunduran mevsim benim mevsimimdir ve benim baharımdır. Oldum olası sevemedim mesela eylülü ustalara inat.Benim ayım nisandır. Nisandır içerisinde yağmur duaları bulunduran ay. Çünkü bir duanın kabulü gibi düşer can evime kırkikindiler.Öyle ya! Nisan çokça da kırkikindi demektir. Nisanda kırk gün kırk ikindi düşen, 10–15 dakikalık kısa yağmurların adıdır kırkikindi. Kırk gün ve kırk ikindi süren mutluluk.Kırk gün kırk gece düğünlerini andırır adeta. Muştuyla gelir, bolluk ve bereketiyle. Bir yıllık rızkı yaradanın izniyle dağıtır ve gider.Erişilen yıldaki bolluk ve bereketin adıdır nisan yağmurları.Unutulmaya yüz tutmuş bu yağmurları bizlere hatırlatan ustalara şükran borçluyuz. Özellikle de geçtiğimiz yıl sadece aramızdan ayrılan ancak gönlümüzden hiçbir zaman ayrılmayacak olan Erdem Beyazıt ustaya.Bir dostum ‘’Mevsimlerin kuşluğu ilkbahardır, ayların kuşluğu mart.’’ şeklinde övse de martı, ön plana çıkarsa da benim ayım nisandır. En çok nisanı severim ben aylardan.Nisan iyidir dostlarım.Böylesine güzel bir ayda yeni bir sayı ile yine gönlünüzün kıyılarına tutunduk. Bizl... Devamı

06 05 2009

Kuşluk Vakti’nin Mayıs Sayısı

Merhabalar,Kaç zaman önceydi. Bir reklam filminde kullanılan kısa bir cümle vardı. ‘’Kirlenmek ne güzel!’’ şeklinde geçen spot bir cümleden bahsediyorum. Öyle ya, iyi bir temizleyici varsa kirlenmek belki de güzel olabilirdi. Arınmak duygusunun neresi kötü olabilir ki!Ya maddi değil de manevi bir kirlilik söz konusu ise. İşte burada durmak gerek. Her çağda bu probleme değişik çözümler sunulmuş. Semavi ve semavi olmayan dinler de bu probleme duyarsız kalmamışlardır. Bunun bugün bile müntesiplerinin hal hareketlerinden gözlemlenmesi mümkün. Ancak mananın yerine maddeyi koyan günümüz insanı yapılan bu kirlilik problemine ait çözümlemelerden nasiplenememiştir. Modern çağın insanı kendi gönül kirleri ile bir başına bırakılmıştır. Tek kelime ile bu bir felaket.İşte bu bağlamda edebiyat ortamlarının önemi –mekânıyla olsun ya da yazılı metinlerle olsun- yadsınamaz bir gerçektir. Çünkü gerçek edebiyatın anlamı insanı ruh kirlerinden arındırma çabası olsa gerektir. Değilse bile edebiyatın amacı bu olmalı değil midir? İnsanı yokluğun kollarından kapıp varlık tacı ile taçlandırmak yalnızlaştırılmış insana en güzel armağan değil midir?Gerçi günümüz edebiyat anlayışı da bu kirlenmeden nasibini fazlası ile almıştır. Televole kültürü ile yarışırcasına yapılmaya çalışılan edebi çalışmaların kişiyi bu kutsal temizliğe yaklaştırması şöyle dursun daha da uzaklaştırdığı acı bir gerçektir.Gerçek edebiyat ortamları insanın gönül kirlerinin panzehiridir. Bu ortamların peşinde olmak hepimize düşen bir görevdir. Ve bunlarının sayılarını arttırmak da.Eskilerde ‘’çilehane’’ denilen yerlerde insanlar ruh kirlerinden arınıp da &ccedi... Devamı

08 03 2009

Kuşluk Vakti’nin Mart Sayısı

 Merhaba Canlar, Tam bir yıl önceydi ve biz, bir kuşluk vakti çiğ tanelerinin üstünden selamlamıştık siz dostları. Elimizde ve gönlümüzde açmaya koşan bir gül ile kapınızı çalmıştık. Ne mutlu bize ki, sizler bizi içeri buyur edip gönlünüzün en mutena köşesinde ağırladınız. Eğer ağırlamamış olsaydınız bu bir gül on bir gülden oluşan bir demete asla dönüşemezdi.Binlerce teşekkür… Ayrıca git gide artan ve büyüyen dost halkalarından anlıyoruz ki, bir gül gibi düşmüşüz dostların gönül ırmağına. Bunu, bir yılın ardından bizle düşüncelerini paylaşan gönül dostlarımızın samimi sözlerinden anlamaktayız. Bir yıl önce başlayan bu mütevazı yolculuk yeni yeni dostların da katılımıyla dağ dağ, ova ova ve ırmak ırmak sürmeli. Sürmeli bu yolculuk güzeli güzelden anlayana ulaştırmak düşüncesiyle, gayretiyle. Kutsanmış vakitlere ermek iyidir. Ondan da iyisi bu vakitlerin sırrına ermektir. Kuşluktan ikindiye bu yolculuk sürmeli dostlar… *** Bu sayımızı ağırlıklı olarak üstat M. Akif Ersoy’a ayırmak istedik. Bu bağlamda Musa Güner’in giriş yazısıyla çıktığı Ersoy yolculuğuna eşlik edenler A.Ali Ural ve Yusuf Çağlar beyefendiler ile Filiz Güner hanımefendi.Bir de üzüntümüz var. Büyük usta Bahtiyar Vahapzade’yi geçtiğimiz günlerde kaybettik. Tanrı’dan rahmet diliyoruz kendilerine. Hepimizin başı sağ olsun. ‘’Yazıyorum Çünkü…’’ de şair Celal Fedai bize yazma gerekçelerini ‘’ delikanlılık süslerinden şiir ve defansa gelişi’’ şeklinde açıklamış. İskender Şehsuvaroğlu ile edebiyat yolculuğuna kaldığı yerden devam. Muhsine Arzu, ‘’Perdelenmez Bir Hüzü... Devamı