KUŞLUK VAKTİ

30/6/2008

Manifesto


 

Kuşluk Vakti

Gece ve gündüz…
Birisi kederin diğeri neşenin adıdır.
Üzerlerine yeminler edilmiş iki vakit.
Birisi siyah birisi beyaz.
Güneşin parlayıp yükselmeye durduğu,
geceninse tasını tarağını toplayıp sırra kadem bastığı
ince bir çizginin başlangıç noktası.
Karanlıktan aydınlığa geçişin vaktidir kuşluk vakti.
Gün ışığı, gün ışımasıdır.
Gecenin örtüsüdür beyaz bir patiska gibi.
Kuşluk vakti, gündüzün gençlik vaktidir.
Gün boyu devam eden karanlıktan
aydınlığa,aydınlıktan karanlığa geçişlerin aydınlık vakitleridir.
Gece ne kadar geceyse gündüz o kadar gündüzdür
kuşluk vakitlerinde.
Acının sevince, elemin neşeye
dönüştüğü bir sırlı kapı.
Kuşluk vakti,
herkese açılan bir sır kapısıdır.
İyi ve güzel günler için bir cemrenin
düşüşü, açmaya koşan bir gülün açışı, bir yağmurun yağışıdır.
Bir kırkikindidir kuşluk vakti.
İlahi konuşma vakitlerine yürüyüşün,
soylu bir yürüyüşün toplanma vaktidir kuşluk vakti.
Musa peygamberin, sihirbazların sihrini bozduğu
sihirbazlara galip geldiği bir kutsanmış vaktin adıdır.
Leyla'nın Mecnun'a, Ferhat'ın Şirin'e yürüdüğü yol.
Yürünen bir su yolu, delinen bir dağdır.
Kuşluk vakti bir aşkın,
bir aşk yolunun adıdır.
Kuşluk vakitlerinde paylaşılan bir sır olmak dileğiyle...
Aşkla ve sevgiyle kalın.

Salih GÜZEL

12/6/2008

Milli Gazete-4


Cevat Akkanat /  Dergiler

TASFİYE: Edebiyat ve sanat ortamına tokat atmaya devam ediyor; Tokat’tan… Ahmet Örs’ün “Direnen Edebiyat”, Asım Öz’ün “Uyum Döneminin Eleştirmeni” ve “İslami Edebiyat Dergisi İslami Edebiyatın Son Halkası mıdır?” başlıklı yazıları önemli. İletişim: 0 505 259 07 15.

KUŞLUK VAKTİ: Salih Güzel’in güzel hamlesi. Manisa’dan sesleniyor. 4. Sayısında Mustafa Celep’in “Şiir ve Sorumluluk”u benim dikkatimi çeken ilk yazı. Murat Soyak’ın “Rüzgâra Karşı Anne” şiirinden bir beyit: “çıkıp da gelmişim bir bilinmeze/dalım, yaprağım kaygılı”. Müracaat: kuslukvakti46@gmail.com

AŞKAR: Sivaslı gençlerin çıkardığı bir dergi. İkinci sayısını “Beşir Ayvazoğlu 40. Yılında” şeklinde dosyalamışlar. İdris Ekinci, Aziz Mahmut Öncel ve Ferhat Nabi Güller’in yazıları, Ayvazoğlu bibliyografyasına dahil edilebilir.

MİLCAN: Ali Büyükçapar’ın Kahramanmaraş’ta 39 sayıdır çıkardığı dergi. Son sayısında Peter Bıchsel’in “Amerika Yoktur” hikayesini iktibas etmiş… Temin adresi: P. K. 115, Kahramanmaraş.

28/5/2008

Milli Gazete-3


Ali Haydar Haksal / Yeni Dergiler


Kuşluk Vakti: Derginin sahibi ve yazı işleri müdürü Salih Güzel. Editör: M. Sait Türkoğlu. Dergi Manisa’da çıkıyor. Edebiyat dergisi tarzında. İki yaprak sekiz sayfa. Tabii bur tarz ürün bakımından oldukça yararlı. Mizanpaj ve düzen bakımından kolaylık sağlıyor. Yayın Kurulu derginin ana kanavesini oluşturuyor. M. Said Türkoğlu, Nihat Dağlı, Recep Şükrü Güngör, Şemsettin Yapar, Musa Güner, Fatma Zehra, Mustafa Oğuz ve Salih Güzel. Dergide yeni imzalar da yer alıyor. 2. Sayıda Mustafa Armağan ile bir söyleşi var. Derginin logosunun altında: “Aylık edebiyat ve şiir seçkisi” yer alıyor. Dergide öykü ve denemeler de var. “Şiir seçkisi” vurgusu diğerleri’ni gündeme getirir. Buna gerek var mıdır. Söyleşi yapılan Mustafa Armağan şair değil. Hatta dergi, içeriği bakımından bir bütün. Deneme ağırlıklı. Şiir üzerine yazı yok, şiirler var. Böyle bir durumda “şiir seçkisi” vurgusunu kullanmamak gerekir.

Dergiler çoğaldıkça ürünlerini yayımlamakta zorluk çeken, yer bulamayan yeteneklere fırsat doğuyor. Tabiî şunu vurgulamada yarar var. Kuşluk Vakti dergisi gençler ve genç yetenekler için iyi bir fırsattır.

Burada da bir çatı oluşuyor. Sevindirici bir durum. Umarız ki uzun soluklu olur. Bu tarza en iyi örnek Bir Nokta dergisidir.

Dergiye ulaşmak için  kuslukvakti46@gmail.com, ya da P.K.106 Manisa adreslerinden bilgi edinilebilinir. Uzun ömürlü olmasını diliyorum.

Milli Gazete, 15 Nisan 2008

 

27/5/2008

Zaman Gazetesi


Musa Güner

Taşra, sıkıntısını edebiyatla atıyor…

 

Edebiyat, taşrada dergiler aracılığıyla yürüyor. Edebiyata gönül vermiş gençler dergiler etrafında toplanıyor ve mektepler oluşturmaya çalışıyor. Anadolu dergilerinden biri olan ve Manisa’da çıkan Kuşluk Vakti dergisi de bir mektep olma iddiasında. Ayrıca Buca Eğitim Fakülteli gençlerin İzmir’de çıkardığı Telve dergisi de yabana atılmayacak bir içeriğe sahip.

İnsanı, bin bir türlü gaileyle yazıdan koparan şartlara rağmen edebiyat dergileri kalem tutan elleri şiire, edebiyata sanata bağlamaya çalışıyor. Bugün ülkemizin doğusunda batısında, Edirne’sinde Van’ında edebiyatla uğraşan gençlere imkân sağlayan taşra edebiyat dergileri var. Kısıtlı imkânlarla, edebiyata gönül vermiş kişilerin gayretleri ve fedakârlıklarıyla çıkan bu dergiler, bu insanların nefeslerinin yettiği kadar devam ediyor. Bir sayı da çıksa, yüzlerce sayı devam da etse her biri kendine göre bir misyon yüklenen taşra dergileri, yetenekli insanlar için şiirini, hikâyesini, denemesini kâğıt üzerinde görme heyecanının tadıldığı mecralar. Söylenecek sözler burada vücut buluyor, ifade edilmezse sahibini çıldırtacak duygular burada kelime somutluğuna bürünüyor. Zamanında Kahramanmaraş’ın Andırın ilçesinde yayınlanan bir dergi vardı. Andırın Postası gazetesinin eki olan ikindi yazıları hâlâ hafızalardadır. Kahramanmaraş’ın mümbit topraklarında yetişen birçok kalem erbabı ile birlikte Türkiye’nin dört bir yanından insanlar ilk yazılarını burada yayınlamıştı. İkindi yazılarını hatırlatan, biçim olarak da ona benzeyen bir dergi çıktı yenilerde: Kuşluk Vakti…

Kuşluk Vakti dergisi Manisa’dan merhaba diyor edebiyatseverlere. ‘Her üç kişiden beşinin şair olduğu ülkemizde’ diye başlayan cümlelere inat, edebiyatın bir kapısını daha açıyor. O kapıdan bir kuşluk vakti girecek ve yıllar sonra şair yazar sıfatıyla ‘ilk yazım / şiirim, Manisa’da çıkan bir yerel dergide yayınlandı’ cümlesini söyletebilmek için gençleri sayfalarına çağırıyor. Onlara gelin birlikte bir mektep kuralım, o mektebin sıralarında şiir, hikâye, deneme soluklayalım, mesajını veriyor.

Kuşluk Vakti dergisi bir edebiyat ve şiir seçkisi. Sekiz sayfalık büyük boy, sarı kâğıda basılmış bir dergi. Ama siz bakmayın sekiz sayfa olduğuna. Okuyucusunun bir edebiyat dergisinden beklentilerini karşılayacak yoğunlukta. Edebiyat dergileri uzun soluklu olabilmek, yüksek maliyetlere daha uzun süre dayanabilmek için seçiyorlar biraz da bu boyutu. Aslına bakarsanız küçük boyutlu düşünüldüğünde 30-40 sayfalık bir edebiyat dergisine tekabül ediyor. İlk sayısı Mart 2008’de yayınlanan derginin ikinci sayısı (Nisan 2008) da çıktı.

Her iki sayıda da edebiyat dergisi çeşitliliği sağlanmış. Şiirler, hikâyeler, denemeler, tanıtım yazıları, söyleşiler ve günlüklere yer verilmiş. İki sayılık performans, Kuşluk Vakti’nin uzun soluklu bir edebiyatın çekirdeğini bünyesinde taşıdığını gösteriyor. Ayrıca taşra dergisi kavramını aşıp bütün Türkiye’deki edebiyatseverlere seslenmeye de aday. Çünkü Türkiye’nin, İstanbul, İzmir dahil, farklı yerlerinde yaşayan editörler, kendi birikimlerini ve çevrelerini dergiye ilerleyen sayılarda yansıtacak gibi görünüyor.

Kuşluk Vakti’nin belirgin özelliği genç kalemlerle tecrübeli isimlerin bir arada olduğu bir dergi olması. Edebiyat dünyasında isim ve eser sahibi M. Said Türkoğlu, Müştehir Karakaya, Mustafa Oğuz, Adem Turan, Melek Altun, Şemsettin Yapar gibi isimlerin yanında, Enes Akdağ ve Emine Şeyma Kutluk gibi henüz lise öğrencisi olan imzalar da kendine yer bulmuş Kuşluk Vakti’nde. Adnan Yayık, Salih Güzel gibi, yıllar önce yayınladıkları şiirlerde yetenek uçlarını göstermiş isimler de tekrar karşımıza bu dergide çıkıyor.

Sahibi ve yazı işleri müdürü Salih Güzel. Kuşluk Vakti’nin bir özelliği de her sayıyı farklı bir editörün hazırlıyor olması. Mustafa Oğuz’un editörlüğünde hazırlanan birinci sayıdan sonra, ikinci sayının editörlüğünü M. Said Türkoğlu yapmış. Üçüncü sayının editörü de ikinci sayıda ilan edilmiş: Fatma Zehra

İletişime geçmek isteyenler için adres: P. K 106 Manisa

kuslukvakti46@gmail.com

www.kuslukvakti.blogcu.com

 

Zaman gazetesi, Gençlik eki, 13 Nisan 2008

 

 

20/5/2008

Gerçek Hayat Dergisi-2


Delikanlı Dergiler / Ümmühan Atak

 

Mustafa Oğuz: Gençler ''çeşni'' değil ''amaç''

 

Her dergi, Cemil Meriç'in ifadesiyle "hür tefekkür"ün kalesidir. Kuşluk Vakti de hür tefekkür adına bir kale olmak için çıkıyor. Derginin çıkma amacını, söyleyecek sözü olanların bir türkü söylemeye başlaması olarak da alabilirsiniz. Bu dergiyi Kırkikindi, Martı, Yitik Düşler gibi dergileri çıkarmış olan bir ekip çıkarıyor ve dergimiz zikrettiğim dergiler zincirinin bir devamı niteliğinde.

Dergimize "mektep" olma misyonunu biçtik. Edebiyat ortamında yazı ve şiir yazmaya devam eden kişilerin bir araya geleceği bir dergi değil de genç isimlerin kendini göstereceği bir dergi olmak istiyoruz. Bunu bilinçli bir şekilde yapmaya çalışacağız. Dergimizin yayın kurulundaki isimler zaten mevcut dergilerde yazabiliyorlar. Yani ustalaşmış isimler. Bu isimler gençlerin elinden tutarak onları dergiye taşıyacak ve gerekirse kendi yerini onlara seve seve verecektir. Dolayısıyla bizim için dergimizde genç isimlerin yer alması bir "çeşni" değil, asıl "amaç"tır. Bunu başardığımızda ise "Kuşluk Vakti" bir mektep olacaktır.

Dergicilikte "genç" olmak, heyecan sahibi olmak, yeni bir tarz ve biçim getirmeye çalışmaktır. Ölüme doğru uygun adım yürüyen insanların arasından ayrılarak insanlara seslenmek demektir.

Mevcut edebiyat dergisine girecek yeterliliğe sahip olmayan birisinin çıkardığı dergiye edebiyat dergisi denir mi? Elbette denemez. Biz ilk dergimizi çıkardığımızda mevcut edebiyat dergilerine yazı göndermemiştik. Dergimizin ilk sayısında yer alan yazıların diğer dergilere rahatça girecek nitelikte olduğunu sanıyorum. Böyle olmasaydı dergimiz yeterli ilgiyi görmezdi. Eğer gençlerden dediğiniz gibi yapanlar varsa, kesinlikle yanlış yapıyorlar derim.

Dergi çıkarmanın zorluğunun "yaş"la ilgisi yoktur. Bu iş gence de yaşlıya da zordur. Dağıtım sorunu herkes için aynıdır neticede. Genç yaşta kendi harçlığınızı dergiye verirsiniz, orta yaşlı iseniz hem kendinizin hem de çocuklarınızın harçlığını verirsiniz. Türkiye'de dergi çıkaranların asıl zorluğu paralarının olmamasıdır. Paraları olanlar ise bu tür işleri yapmazlar.

 

GERÇEK HAYAT DERGİSİ     28 Mart 2008

11/5/2008

Mustafa Uçurum-2


Kuşluk Vakti yola düşenler

           

            Bazı vakitler vardır, adı hayırla anılan. İnsana bereket sunan,  ruha şifa olan vakitler vardır. Her yanımız bir bir kaybolup giderken, ayağa kalkmak için sebepler ararız. Tekrar kalkalım ayağa, tekrar düşelim yola deriz. Böyle bir ses bizi hırpaladığı zamanlarda içimizdeki coşkunluğu dindirecek bir vakit ararız. Yeri ve zamanı iyi tayin etmek deriz bunun adına.

Kuşluk vakti iyi bir zamandır. Bereketin, esenliğin insanlara sunulduğu bir vakittir. Bahaeddin Karakoç’un “Azıksız Çıkma Yola” şiiri bize aslında hayırlı vakitleri işaret eder. “Zaman öyle bir at ki ihmâle vermez mola!
Erkenden daha erken uyan ki kazanasın
Mahmur “biraz daha”lar düğümü çok tuzaktır
Azıksız çıkma yola! …” 

İnsanın içinde gizli bir yerlerinde yola çıkma arzusu varsa bunu dizginlemesi zordur.  Bu arzu uygun zamanı bulduğunda gün yüzüne çıkmak ister. İşte “Kuşluk Vakit” dergisi de bu yürek çırpıntısının bir yanması olarak buluştu okuyucularla. Aslında hiç aramızdan ayrılmayan ama değişik mekân ve isimlerle yürekleri yoklayan bir ekibin meyvesi bu dergi.

2. sayısı da uçup geldi uzak diyarlardan. Yine sımsıcak, mütevazi. Derginin giriş yazısı bu sayının editörü M. Said Türkoğlu’na ait. Beni alıp Yitik Düşler günlerine götüren bir coşkulu yazı. Said Türkoğlu yaşadığımız çağda edebiyata sığınmanın bir nefes alma sebebi olacağını yazısında anlatmış.

Kuşluk Vakti’nin bu sayısında şiirleriyle; Ali Osman Kurun, Mehmet Aycı, Müştehir Karakaya, Kadir Erdal, Mustafa Oğuz, Nevzat Akyar, Enes Akdağ,  Adem Turan, Adnan Yayık, Mustafa Uçurum, Naci Gümüş, Salih Güzel ve Nurettin Durman yer alıyor.

Salih Güzel’in şiiri “savruk güneşler altında/bir gölge oyunu için içlenmeler” yaşadığımız yozlaşmayı, kendimizden kaçışı, işgali, zorbalığı irdeleyen bir şiir. “ çocuklar doğuştan suçludur bu mevsim topraklarında / bir beyaz ölümdür Filistin’de / dağlarında afgan’ın / şu yeryüzünde / ve biri bir gün şaposuyla / hafifçe gülümseyecektir / parmak uçlarının sinsi kavisleriyle : beme”

Adem Turan’ın “Suya Selam” şiiri su gibi serin bir şiir olmuş. Okuyana ferahlık veriyor. “bir suyun başında durunca insan / Önce selam vermeli derdi, annem / bense ruhumun ürperdiğini duyardım o an / verdiğim selamın karşılığını beklerken”

Mustafa Oğuz’un “Yaslanmak”  adlı şiiri bir sevgi şiiri. Bir şiire yaslanıp hayatı temâşâ eden bir şairin dünyası var bu şiirinde. Şair şiirinde; ikindileri, şarkıları, dağları, zamanı, akşamı ve hayata tutunmayı sevdiğini şair bakışıyla anlatmış. Hem de en güzel sebepler ortaya koyarak. “tutunmayı seviyorum / çün tutamıyorum bedenimi ayakta / dört bir yandan saldırıyor dünya / sarsılıyor sendeliyor düşüyor / Allaha yakarıyorum / kalbimde Allah’ı buluyorum”

Dergide Mustafa Armağan’la Taşkın Eren’in yaptığı bir söyleşi de yer alıyor. Söyleşi yazarın genel çalışmalarını değerlendiren doyurucu bir görüşme olmuş.

Fatma Zehra “Zihni ve Kalbi Dirilten Öyküler” adlı yazısında günümüzün en dikkat çeken öykücülerinden olan Recep Şükrü Güngör’ü eserlerden yola çıkarak isabetli tespitlerle anlatmış.

Abdulmecid Orhan’ın “Bir Yaz Acısı” adlı öyküsü, Hasan Çağlayan’ın “Dünya Döndükçe Aşk” adlı denemesi, Sabahattin Yenilmez’in Günlükleri, Zeynep Karabatak’ın “İzini Sürdüğüm Yıllar Üstüne Bir Yazı”sı, Tayyib Atmaca’nın “Ebemkuşağı” günlükleri, Zeynel Toprak’ın “Keçiboynuzu” adlı öyküsü, M. Zahir Ertekin’in “Dosta Doğru veya Kar Düşlemesi” adlı yazısı, Emine Şeyma Kutluk’un “Kim bilir?” adlı kısa denemesi, Melek Altun’un Semiha Ayverdi’yi anlattığı yazısı, Şemsettin Yapar’ın “Çoban mısın?” adlı öyküsü ve Nihat Dağlı’nın M. Said Türkoğlu’nun “Gök Ekini” adlı kitabı hakkındaki yazısı dergide yer alan çalışmalar.

3. sayının editörünün Fatma Zehra olduğunun duyurulduğu Kuşluk Vakti’ne bereketli sayılar, uzun bir ömür diliyorum. 

 

10/5/2008

Milli Gazete-2


Kuşluk Vaktinde Gelen Dergi 

Aylık  edebiyat ve şiir seçkisi Kuşluk Vakti ilk sayısıyla okur karşısına çıktı. Tabloid boyda sarı kâğıda logosu hariç siyah beyaz basılan ve İkindi Yazıları’nı andıran 8 sayfadan mürekkep Kuşluk Vakti adlı dergi Manisa’yı merkez edinerek yayınına başladı.
Salih Güzel’in yayın yönetimindeki derginin ilk sayısında Nurettin Durman, Adem Turan, Mehmet Aycı, Sadık Yalsızuçanlar, Mustafa Uçurum, Adnan Yayık, Reşit Güngör Kalkan, Melek Altun, Şemsettin Yapar, Tayyib Atmaca, Mustafa Oğuz, Nevzat Akyar, Salih Güzel, Sabahattin Yenilmez, Recep Şükrü Güngör, Fatma Zehra, Musa Güner, Said Türkoğlu ve Bekir Biçer yazı ve şiirleriyle yer alan isimler.
 Derginin yayın kurulunda Said Türkoğlu, Nihat Dağlı, Mustafa Oğuz, Musa Güner, Recep Şükrü Güngör, Şemsettin Yapar, Fatma Zehra yer alıyor. Dergi 1 YTL’den okura ulaşıyor.
Haberleşme: P.K. 106 Manisa,
kuslukvakti46@gmail.com  www.kuslukvakti.com

                       

 Milli Gazete, Kültür sayfası, 10.03.2008

3/5/2008

Milli Gazete-1


Aylardan Mayıs, vakitlerden kuşluk

Edebiyat dergileri, yaz mevsimi yaklaşırken okurlarından kısa bir mola için izin istemeye hazırlanırken Manisa’yı kendine merkez edinen aylık edebiyat seçkisi Kuşluk Vakti, mayıs ayında da yine dopdolu bir sayıyla selamlıyor okurlarını. Her sayısında yayın kurulundaki bir ismin derginin yükünü omuzladığı derginin bu sayısı Fatma Zehra’nın editörlüğünde hazırlanmış. Editör, Hollandalı ressam Nicolaes Maes’in Penceredeki Kız tablosunun eşlik ettiği başyazısında “Edebiyata Kadın Eli Değerse” sorusuna cevap arıyor. Buna paralel olarak da dergide kadın yazarlara daha fazla yer verildiği dikkatlerden kaçmıyor. Beyza Akyüz’ün sıradışı masalımsı anlatısı ve Melek Altun’un yitip gidenlere atıf yapan denemesi bayan yazarların eserleri arasında öne çıkıyor. Mayıs sayısına yazar Yusuf Kaplan, “medeniyet tasavvuru” üzerine dikkate değer tespitleri bulunan bir söyleşi ile konuk olmuş. Gülnihal Ümit’in soruları ile zenginleşen söyleşi, Yusuf Kaplan’ın “öncü kuşak” kuramına ve çağımızın temel sorunu olan medeniyet buhranına ışık tutuyor.
Özcan Ünlü, Mustafa Oğuz, Said Türkoğlu, Şemsettin Yapar, gibi isimlerin de yazı ve şiirleri ile katkıda bulunduğu Kuşluk Vakti’ne
kuslukvakti46@gmail.com ve www.kuslukvakti.blogcu.com adreslerinden ulaşılabilir.

30/4/2008

Avrasya Gündemi


Avrasya Gündemi / Naci YENGİN    

13 Nisan 2008           

 

KUŞLUK VAKTİ

                                      

“Dergiler hür tefekkürün kalesi.” demişti üstad Cemil Meriç. Bu gerçeği bir kez daha yaşayarak şahit oluyorum.

Dergilerin düşünce dünyamızda meydana getirdiği değişim ve dönüşümü yaşayarak öğrenen birisi olarak yeni çıkan her dergi karşısında heyecanımı gizleyemez ve bir an önce elime alıp okşamak ve kokusunu içime çekmek isterim. Bu öyle bir duygudur ki tarifi zor bir lezzetin her dem damakta kalan tadını her daim yaşamak gibi tarif edilebilir mi bilemiyorum.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinin tarih kokan haşmetli koridorlarında bu duygunun ne idüğünü yaşamış ve biraz da zorluklara göğüs germiş er kişilerin arasında vatan, kültür, medeniyet, edebiyat, sanat ve haşmetli mazimize dair ne varsa bir çırpıda okuyup merakla ikinci sayısını beklediğimiz günlerdi.  Günlerin ardından çok zaman geçti belki ama o tadı alanların eminim yeni dergiler ve yeni imzalar karşısındaki heyecanı, helecanı tazeliğini hala koruyor.

Kaç kale vardı, kaç sur inşa etmiştik ki! Elbette dergiler, gazeteler ve bilumum neşriyat ne varsa bize dair genç yüreklerimizi açmış ve beyinlerimize nakşederek hıfzedercesine bir şeyler öğrenme yarışına koyulmuştuk o yıllrda.

Genç yürekli insanlardık belki ama Kayseriden Maraş’a kadar Anadolumun her köşesinde açan tomurcukları takip etmeye, yazarlarıyla tanışmaya çalışırdık. O yıllarda Andırın Postası gelirdi K.Maraş’tan.Nizam-ı Âlem gelirdi Manisa’dan, Diriliş devam ederdi Sezai Karakoç edalı… Dolunay gelirdi Bahattin Karakoç gibi. Konyadan Konevi, Yeni Düşünce gelirdi ardı sıra. Dergiler geldikçe biz geleceğe yeni yollar ve yeni ruhlarla nefesler derleyerek uzatırdık kollarımızı. Ta ki bu dünü bu güne, bu anı yarına şahit tutabilmek için.

O yıllardan bu güne çok şey değişti kuşkusuz. Baskı tekniğinden şiir tarzına varıncaya kadar birçok şey. Ama değişmeyen şeyler de vardı kuşkusuz. Bu çileyi her zaman içinde ince bir sızı olarak yaşatan insanların düşünceleri değişmedi. Değişemedi. Ve her gelişin bir heyecanı olurdu bizce.

Salih Güzel’de değişemeyen ve bu sızıyı içinden atamayanlardan birisi. İzmir’de üniversite koridorlarında Cahit Zarifoğlu’nu koltuğunun altndan düşürmediği yıllarda yakalanmıştı bu hastalığa. Bu virüsün vücüttan atılamayacağını bilmiyordu. Kimilerinin garip ve biraz da yukarıdan bakışlarına aldırmadan iğne ile kuyu kazarcasına sürdürdüğü yolculuğunun bu aşamadaki durağında kılcal damarlarına yıllar önce karışan virüs yeniden harekete geçmiş ve Salih Güzel’i rahatsız etmeye başlamıştı. Kırikindi Dergisi’nde olduğu gibi yeniden uzun yalnız ve yorucu bir yolculuk görünüyordu serde.

Mart 2008’de merhaba diyen Kuşluk Vakti kaldığı yerden göz kırpmaya devam ediyor.

Güzel insanın yönetiminde.

Yalnızdı. Manisa’daydı. 

Mutlak’ın verdiği kutsi görevi bi hakkın yerine getirebilmek amacıyla Kuşluk Vakitlerini kılavuz edinmiş ve çileli yolculuğa çıkmaya aht etmişti.

Ya tahammül ya sefer ikilemine kapılmadan tahammül ve seferi birlikte göğüslemeye çalışanlardan olmaya karar vermişti.

Kuşluk Vakti Dergisi edebiyat dünyamıza yeni yetme bir dergi gibi girdi belki ama zaten misyonu da bu değil miydi?

Yeni kalemlerin gönüllerinde çarpan yazı ateşini gün ışığına çıkarmak…

El vermek gençlere. Güç vermek kalemlerine…

Omuzları aynı saflarda birleşenlerle yürümek…

Hoş geldin vakitlerin en genci. Kuşluk Vakti.

İrtibat: www.kuslukvakti.blogcu.com

            kuslukvakti46@gmail.com

 

18/4/2008

Gerçek Hayat Dergisi-1


Asım Gültekin

Böyle güzel bir dergi ismi olur mu!

Kuşluk Vakti ise Manisa'da çıkıyor. Taşrada çıkıyor ama içinde tanıdık imzalar var. Şirin bir dergi Kuşluk Vakti. Adını da net olarak tuttum, sevdim. Ne de güzel ad koymuşlar. Dergideki bir derkenardan öğrendiğimize göre Kırkikindi dergisini çıkartan Salih Güzel'in marifeti imiş Kuşluk Vakti. Kırkikindi dergisinin ismini duyardım ,ama elime geçmemişti dergi hiç. Mustafa Oğuz'un Rahmi Kaya'nın şiirlerini okuduğumu hatırlıyorum o yıllarda. Kuşluk Vakti hoş geldi! kuslukvakti46@gmail.com

 

Gerçek Hayat Dergisi

« Önceki :: Sonraki »