Hüseyin KAYA Kuşluk Vakti; editörü İstanbul"da, sahibi Manisa"da yaşayan ve aradaki onca mesafeye, aldırış etmeden, üstelik aylık periyotla yayımlanmaya devam eden nahif bir dergi. Kuşluk Vakti; editörü İstanbul"da, sahibi Manisa"da yaşayan ve aradaki onca mesafeye, aldırış etmeden, üstelik aylık periyotla yayımlanmaya devam eden nahif bir dergi. 6. sayısı yakın zaman önce görücüye çıkan dergi yine sıcak muhtevasıyla okunmaya değer sıfatını hak ediyor. Şu Editör, Editör Dedikleri… başlıklı sunuş yazısında, dergi editörü; editör kelimesinin ülkemizdeki anlamını, çağrışımlarını yaşadığı tecrübelerden hareketle anlatıyor. İlk sayfada Gülnihal Ümit"in de, Tahayyül isimli bir metni var. Derginin Yazıyorum Çünkü… bölümünün bu sayıdaki misafiri Yıldız Ramazanoğlu. Yazarımız, yazı serüveninden ve yazmanın kendisi için ne ifade ettiğinden bahsediyor samimi itiraflar ve sıcak bir üslupla. Bu sayının söyleşisini ise, Ayşe Şahinboy, Münire Daniş ile gerçekleştirmiş. Melek Altun"un, geçen sayı yazmaya başladığı Bosna İzlenimleri, bu sayıda da devam ediyor. Merhum Aytmatov"un manevi kızı, Güzel S. Şonbaeva da dergiyi renklendiren isimlerden… Yine derginin 5. sayısında yayımlanmaya başlanan Yusuf Kaplan"ın, Medeniyet, Şiir ve Modern Türk Şiiri başlıklı yazı dizisinin ikinci yazısı da bilhassa şiire, edebiyata hevesli gençler için bir kılavuz olma niteliğinde. Dergide şiir de yayımlanıyor. Tayyib Atmaca, Mustafa Uçurum, Hasan Çağlayan ve Mustafa Oğuz bu sayıda şiiri yayımlanan isimler. Şiir, diğer dergilerimizde olduğu gibi Kuşluk Vakti"nde de halen gereğinden fazla yayımlanmakta. Bunca kelamdan sonra bu dergiye nasıl ulaşacağız diye merak edenler kuslukvakti46@gmail.com, adresine bir e-posta göndererek dergiyle irtibata geçebilirler.
Her geçen gün; edebiyat dergiciliğinin sıkıntılarının arttığı, bu alanda yapılan işlerin kıymetinin azaldığı yönünde şikâyetler biraz daha artsa da, şartlara aldırmaksızın, maddi karşılık beklemeksizin, tüm samimiyetiyle bu işleri sırtlanan birileri her zaman mutlaka vardır. Olmalıdır da; zira zannedilenin aksine memleket edebiyatının nabzı; suni teneffüsle yaşayan, resmileşmiş, yıllanmış dergiler yerine bu dergilerde atar. İlk hür teşebbüs girişimini, dost düşman kazanma tecrübesini bu türden dergilerde yaşamış, öğrenmiştir ağabeylerimiz, üstatlarımız.
Bu dergilerde yazmaya başlayanlar; günü vakti geldiğinde, ırmağı besleyen akarsular gibi, taze kan olur çoğu zaman büyük dergilere.
Yarım gazete ebadında ve sekiz sayfa olarak baskıya hazırlanan dergi, özellikle son birkaç sayıdır biraz da sayfa endişesi yüzünden olsa gerek, yükte hafif, pahada ağır çalışmalar sunma endişesinde.
Derginin ilk sayıları; dönüşümlü editörlük usulüyle, her sayısı başka bir editör tarafından hazırlandıysa da bir zaman sonra editörlük sıfatı Fatma Zehra"da sabitlendi. Son iki sayıdır İstanbul"dan Manisa"ya, oradan bizim eşiklerimize uzanan yorgun ama heyecanlı ve ümitli bir yüzü var derginin.
Dergi, her sayısında bir yazarımıza sürpriz yaparak, dostlarının kaleminden yazara ait portre yazıları derliyor. Derginin bu sayısında A.Turan Alkan için yazılmış portre denemeleri derlenmiş.
Bu yazı
Kuşluk Vakti'nin Eylülü! / Asım Gültekin / Gerçek Hayat Derg
26/9/2008 tarihinde yazıldı.Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
| |
Taşra, sıkıntısını edebiyatla atıyor…/ Musa Güner / Zaman
27/5/2008 tarihinde yazıldı.Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Edebiyat, taşrada dergiler aracılığıyla yürüyor. Edebiyata gönül vermiş gençler dergiler etrafında toplanıyor ve mektepler oluşturmaya çalışıyor. Anadolu dergilerinden biri olan ve Manisa’da çıkan Kuşluk Vakti dergisi de bir mektep olma iddiasında. Ayrıca Buca Eğitim Fakülteli gençlerin İzmir’de çıkardığı Telve dergisi de yabana atılmayacak bir içeriğe sahip.
İnsanı, bin bir türlü gaileyle yazıdan koparan şartlara rağmen edebiyat dergileri kalem tutan elleri şiire, edebiyata sanata bağlamaya çalışıyor. Bugün ülkemizin doğusunda batısında, Edirne’sinde Van’ında edebiyatla uğraşan gençlere imkân sağlayan taşra edebiyat dergileri var. Kısıtlı imkânlarla, edebiyata gönül vermiş kişilerin gayretleri ve fedakârlıklarıyla çıkan bu dergiler, bu insanların nefeslerinin yettiği kadar devam ediyor. Bir sayı da çıksa, yüzlerce sayı devam da etse her biri kendine göre bir misyon yüklenen taşra dergileri, yetenekli insanlar için şiirini, hikâyesini, denemesini kâğıt üzerinde görme heyecanının tadıldığı mecralar. Söylenecek sözler burada vücut buluyor, ifade edilmezse sahibini çıldırtacak duygular burada kelime somutluğuna bürünüyor. Zamanında Kahramanmaraş’ın Andırın ilçesinde yayınlanan bir dergi vardı. Andırın Postası gazetesinin eki olan ikindi yazıları hâlâ hafızalardadır. Kahramanmaraş’ın mümbit topraklarında yetişen birçok kalem erbabı ile birlikte Türkiye’nin dört bir yanından insanlar ilk yazılarını burada yayınlamıştı. İkindi yazılarını hatırlatan, biçim olarak da ona benzeyen bir dergi çıktı yenilerde: Kuşluk Vakti…
Kuşluk Vakti dergisi Manisa’dan merhaba diyor edebiyatseverlere. ‘Her üç kişiden beşinin şair olduğu ülkemizde’ diye başlayan cümlelere inat, edebiyatın bir kapısını daha açıyor. O kapıdan bir kuşluk vakti girecek ve yıllar sonra şair yazar sıfatıyla ‘ilk yazım / şiirim, Manisa’da çıkan bir yerel dergide yayınlandı’ cümlesini söyletebilmek için gençleri sayfalarına çağırıyor. Onlara gelin birlikte bir mektep kuralım, o mektebin sıralarında şiir, hikâye, deneme soluklayalım, mesajını veriyor.
Kuşluk Vakti dergisi bir edebiyat ve şiir seçkisi. Sekiz sayfalık büyük boy, sarı kâğıda basılmış bir dergi. Ama siz bakmayın sekiz sayfa olduğuna. Okuyucusunun bir edebiyat dergisinden beklentilerini karşılayacak yoğunlukta. Edebiyat dergileri uzun soluklu olabilmek, yüksek maliyetlere daha uzun süre dayanabilmek için seçiyorlar biraz da bu boyutu. Aslına bakarsanız küçük boyutlu düşünüldüğünde 30-40 sayfalık bir edebiyat dergisine tekabül ediyor. İlk sayısı Mart 2008’de yayınlanan derginin ikinci sayısı (Nisan 2008) da çıktı.
Her iki sayıda da edebiyat dergisi çeşitliliği sağlanmış. Şiirler, hikâyeler, denemeler, tanıtım yazıları, söyleşiler ve günlüklere yer verilmiş. İki sayılık performans, Kuşluk Vakti’nin uzun soluklu bir edebiyatın çekirdeğini bünyesinde taşıdığını gösteriyor. Ayrıca taşra dergisi kavramını aşıp bütün Türkiye’deki edebiyatseverlere seslenmeye de aday. Çünkü Türkiye’nin, İstanbul, İzmir dahil, farklı yerlerinde yaşayan editörler, kendi birikimlerini ve çevrelerini dergiye ilerleyen sayılarda yansıtacak gibi görünüyor.
Kuşluk Vakti’nin belirgin özelliği genç kalemlerle tecrübeli isimlerin bir arada olduğu bir dergi olması. Edebiyat dünyasında isim ve eser sahibi M.
Sahibi ve yazı işleri müdürü Salih Güzel. Kuşluk Vakti’nin bir özelliği de her sayıyı farklı bir editörün hazırlıyor olması.
İletişime geçmek isteyenler için adres: P. K 106 Manisa
kuslukvakti46@gmail.com
Zaman gazetesi, Gençlik eki, 13 Nisan 2008
Musa Güner
Kuşluk Vakti yola düşenler / Mustafa Uçurum
11/5/2008 tarihinde yazıldı.Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Bazı vakitler vardır, adı hayırla anılan. İnsana bereket sunan, ruha şifa olan vakitler vardır. Her yanımız bir bir kaybolup giderken, ayağa kalkmak için sebepler ararız. Tekrar kalkalım ayağa, tekrar düşelim yola deriz. Böyle bir ses bizi hırpaladığı zamanlarda içimizdeki coşkunluğu dindirecek bir vakit ararız. Yeri ve zamanı iyi tayin etmek deriz bunun adına.
Kuşluk vakti iyi bir zamandır. Bereketin, esenliğin insanlara sunulduğu bir vakittir. Bahaeddin Karakoç’un “Azıksız Çıkma Yola” şiiri bize aslında hayırlı vakitleri işaret eder. “Zaman öyle bir at ki ihmâle vermez mola!
Erkenden daha erken uyan ki kazanasın
Mahmur “biraz daha”lar düğümü çok tuzaktır
Azıksız çıkma yola! …”
İnsanın içinde gizli bir yerlerinde yola çıkma arzusu varsa bunu dizginlemesi zordur. Bu arzu uygun zamanı bulduğunda gün yüzüne çıkmak ister. İşte “Kuşluk Vakit” dergisi de bu yürek çırpıntısının bir yanması olarak buluştu okuyucularla. Aslında hiç aramızdan ayrılmayan ama değişik mekân ve isimlerle yürekleri yoklayan bir ekibin meyvesi bu dergi.
2. sayısı da uçup geldi uzak diyarlardan. Yine sımsıcak, mütevazi. Derginin giriş yazısı bu sayının editörü M.
Kuşluk Vakti’nin bu sayısında şiirleriyle; Ali Osman Kurun, Mehmet Aycı, Müştehir Karakaya, Kadir Erdal,
Salih Güzel’in şiiri “savruk güneşler altında/bir gölge oyunu için içlenmeler” yaşadığımız yozlaşmayı, kendimizden kaçışı, işgali, zorbalığı irdeleyen bir şiir. “ çocuklar doğuştan suçludur bu mevsim topraklarında / bir beyaz ölümdür Filistin’de / dağlarında afgan’ın / şu yeryüzünde / ve biri bir gün şaposuyla / hafifçe gülümseyecektir / parmak uçlarının sinsi kavisleriyle : beme”
Adem Turan’ın “Suya Selam” şiiri su gibi serin bir şiir olmuş. Okuyana ferahlık veriyor. “bir suyun başında durunca insan / Önce selam vermeli derdi, annem / bense ruhumun ürperdiğini duyardım o an / verdiğim selamın karşılığını beklerken”
Dergide Mustafa Armağan’
Fatma Zehra “Zihni ve Kalbi Dirilten Öyküler” adlı yazısında günümüzün en dikkat çeken öykücülerinden olan Recep Şükrü Güngör’ü eserlerden yola çıkarak isabetli tespitlerle anlatmış.
Abdulmecid Orhan’ın “Bir Yaz Acısı” adlı öyküsü, Hasan Çağlayan’ın “Dünya Döndükçe Aşk” adlı denemesi, Sabahattin Yenilmez’in Günlükleri, Zeynep Karabatak’ın “İzini Sürdüğüm Yıllar Üstüne Bir Yazı”sı, Tayyib Atmaca’nın “Ebemkuşağı” günlükleri, Zeynel Toprak’ın “Keçiboynuzu” adlı öyküsü, M. Zahir Ertekin’in “Dosta Doğru veya Kar Düşlemesi” adlı yazısı, Emine Şeyma Kutluk’un “Kim bilir?” adlı kısa denemesi, Melek Altun’un Semiha Ayverdi’yi anlattığı yazısı, Şemsettin Yapar’ın “Çoban mısın?” adlı öyküsü ve Nihat Dağlı’nın M.
3. sayının editörünün Fatma Zehra olduğunun duyurulduğu Kuşluk Vakti’ne bereketli sayılar, uzun bir ömür diliyorum.