Hüseyin KAYA

Kuşluk Vakti; editörü İstanbul"da, sahibi Manisa"da yaşayan ve aradaki onca mesafeye, aldırış etmeden, üstelik aylık periyotla yayımlanmaya devam eden nahif bir dergi.

Her geçen gün; edebiyat dergiciliğinin sıkıntılarının arttığı, bu alanda yapılan işlerin kıymetinin azaldığı yönünde şikâyetler biraz daha artsa da, şartlara aldırmaksızın, maddi karşılık beklemeksizin, tüm samimiyetiyle bu işleri sırtlanan birileri her zaman mutlaka vardır. Olmalıdır da; zira zannedilenin aksine memleket edebiyatının nabzı; suni teneffüsle yaşayan, resmileşmiş, yıllanmış dergiler yerine bu dergilerde atar. İlk hür teşebbüs girişimini, dost düşman kazanma tecrübesini bu türden dergilerde yaşamış, öğrenmiştir ağabeylerimiz, üstatlarımız.

Bu dergilerde yazmaya başlayanlar; günü vakti geldiğinde, ırmağı besleyen akarsular gibi, taze kan olur çoğu zaman büyük dergilere.

Kuşluk Vakti; editörü İstanbul"da, sahibi Manisa"da yaşayan ve aradaki onca mesafeye, aldırış etmeden, üstelik aylık periyotla yayımlanmaya devam eden nahif bir dergi.

Yarım gazete ebadında ve sekiz sayfa olarak baskıya hazırlanan dergi, özellikle son birkaç sayıdır biraz da sayfa endişesi yüzünden olsa gerek, yükte hafif, pahada ağır çalışmalar sunma endişesinde.

Derginin ilk sayıları; dönüşümlü editörlük usulüyle, her sayısı başka bir editör tarafından hazırlandıysa da bir zaman sonra editörlük sıfatı Fatma Zehra"da sabitlendi. Son iki sayıdır İstanbul"dan Manisa"ya, oradan bizim eşiklerimize uzanan yorgun ama heyecanlı ve ümitli bir yüzü var derginin.

6. sayısı yakın zaman önce görücüye çıkan dergi yine sıcak muhtevasıyla okunmaya değer sıfatını hak ediyor. Şu Editör, Editör Dedikleri… başlıklı sunuş yazısında, dergi editörü; editör kelimesinin ülkemizdeki anlamını, çağrışımlarını yaşadığı tecrübelerden hareketle anlatıyor. İlk sayfada Gülnihal Ümit"in de, Tahayyül isimli bir metni var.

Derginin Yazıyorum Çünkü… bölümünün bu sayıdaki misafiri Yıldız Ramazanoğlu. Yazarımız, yazı serüveninden ve yazmanın kendisi için ne ifade ettiğinden bahsediyor samimi itiraflar ve sıcak bir üslupla. Bu sayının söyleşisini ise, Ayşe Şahinboy, Münire Daniş ile gerçekleştirmiş. Melek Altun"un, geçen sayı yazmaya başladığı Bosna İzlenimleri, bu sayıda da devam ediyor. Merhum Aytmatov"un manevi kızı, Güzel S. Şonbaeva da dergiyi renklendiren isimlerden…

Yine derginin 5. sayısında yayımlanmaya başlanan Yusuf Kaplan"ın, Medeniyet, Şiir ve Modern Türk Şiiri başlıklı yazı dizisinin ikinci yazısı da bilhassa şiire, edebiyata hevesli gençler için bir kılavuz olma niteliğinde.  

Dergi, her sayısında bir yazarımıza sürpriz yaparak, dostlarının kaleminden yazara ait portre yazıları derliyor. Derginin bu sayısında A.Turan Alkan için yazılmış portre denemeleri derlenmiş. 

Dergide şiir de yayımlanıyor. Tayyib Atmaca, Mustafa Uçurum, Hasan Çağlayan ve Mustafa Oğuz bu sayıda şiiri yayımlanan isimler. Şiir, diğer dergilerimizde olduğu gibi Kuşluk Vakti"nde de halen gereğinden fazla yayımlanmakta.

Bunca kelamdan sonra bu dergiye nasıl ulaşacağız diye merak edenler kuslukvakti46@gmail.com, adresine bir e-posta göndererek dergiyle irtibata geçebilirler.

Bu yazı http://www.dunyabizim.com adresinde yayımlanmış ve oradan alınmıştır .

Etiketler :



Manisa'da çıkan Kuşluk Vakti dergisinin eylül sayısında birçok imza var. Can Bahadır Yüce, Mehmet Aycı, Salih Güzel, Mustafa Oğuz, Murat Okay Ali Çolak portresi, yazmışlar. Karikatürist Çağrı Cebeci babası Dilaver Cebeci'yi anlatmış. Yusuf Kaplan Türk şiirinin 2. Yeni ile bir hapishaneye girdiğini yazmış. Nihat Dağlı'nın, Gülnihal Ümit'in, Hüseyin K. Ece ve Musa Güner'in ürünleri de Kuşluk Vakti'nde! (Hüseyin K. Ece'nin Amsterdam'ın bilge adamı olduğunu söylemiş miydim size önceden hiç?!) Dergi için kuslukvakti,46@gmail.com 

Etiketler :

Edebiyat, taşrada dergiler aracılığıyla yürüyor. Edebiyata gönül vermiş gençler dergiler etrafında toplanıyor ve mektepler oluşturmaya çalışıyor. Anadolu dergilerinden biri olan ve Manisa’da çıkan Kuşluk Vakti dergisi de bir mektep olma iddiasında. Ayrıca Buca Eğitim Fakülteli gençlerin İzmir’de çıkardığı Telve dergisi de yabana atılmayacak bir içeriğe sahip.

İnsanı, bin bir türlü gaileyle yazıdan koparan şartlara rağmen edebiyat dergileri kalem tutan elleri şiire, edebiyata sanata bağlamaya çalışıyor. Bugün ülkemizin doğusunda batısında, Edirne’sinde Van’ında edebiyatla uğraşan gençlere imkân sağlayan taşra edebiyat dergileri var. Kısıtlı imkânlarla, edebiyata gönül vermiş kişilerin gayretleri ve fedakârlıklarıyla çıkan bu dergiler, bu insanların nefeslerinin yettiği kadar devam ediyor. Bir sayı da çıksa, yüzlerce sayı devam da etse her biri kendine göre bir misyon yüklenen taşra dergileri, yetenekli insanlar için şiirini, hikâyesini, denemesini kâğıt üzerinde görme heyecanının tadıldığı mecralar. Söylenecek sözler burada vücut buluyor, ifade edilmezse sahibini çıldırtacak duygular burada kelime somutluğuna bürünüyor. Zamanında Kahramanmaraş’ın Andırın ilçesinde yayınlanan bir dergi vardı. Andırın Postası gazetesinin eki olan ikindi yazıları hâlâ hafızalardadır. Kahramanmaraş’ın mümbit topraklarında yetişen birçok kalem erbabı ile birlikte Türkiye’nin dört bir yanından insanlar ilk yazılarını burada yayınlamıştı. İkindi yazılarını hatırlatan, biçim olarak da ona benzeyen bir dergi çıktı yenilerde: Kuşluk Vakti…

Kuşluk Vakti dergisi Manisa’dan merhaba diyor edebiyatseverlere. ‘Her üç kişiden beşinin şair olduğu ülkemizde’ diye başlayan cümlelere inat, edebiyatın bir kapısını daha açıyor. O kapıdan bir kuşluk vakti girecek ve yıllar sonra şair yazar sıfatıyla ‘ilk yazım / şiirim, Manisa’da çıkan bir yerel dergide yayınlandı’ cümlesini söyletebilmek için gençleri sayfalarına çağırıyor. Onlara gelin birlikte bir mektep kuralım, o mektebin sıralarında şiir, hikâye, deneme soluklayalım, mesajını veriyor.

Kuşluk Vakti dergisi bir edebiyat ve şiir seçkisi. Sekiz sayfalık büyük boy, sarı kâğıda basılmış bir dergi. Ama siz bakmayın sekiz sayfa olduğuna. Okuyucusunun bir edebiyat dergisinden beklentilerini karşılayacak yoğunlukta. Edebiyat dergileri uzun soluklu olabilmek, yüksek maliyetlere daha uzun süre dayanabilmek için seçiyorlar biraz da bu boyutu. Aslına bakarsanız küçük boyutlu düşünüldüğünde 30-40 sayfalık bir edebiyat dergisine tekabül ediyor. İlk sayısı Mart 2008’de yayınlanan derginin ikinci sayısı (Nisan 2008) da çıktı.

Her iki sayıda da edebiyat dergisi çeşitliliği sağlanmış. Şiirler, hikâyeler, denemeler, tanıtım yazıları, söyleşiler ve günlüklere yer verilmiş. İki sayılık performans, Kuşluk Vakti’nin uzun soluklu bir edebiyatın çekirdeğini bünyesinde taşıdığını gösteriyor. Ayrıca taşra dergisi kavramını aşıp bütün Türkiye’deki edebiyatseverlere seslenmeye de aday. Çünkü Türkiye’nin, İstanbul, İzmir dahil, farklı yerlerinde yaşayan editörler, kendi birikimlerini ve çevrelerini dergiye ilerleyen sayılarda yansıtacak gibi görünüyor.

Kuşluk Vakti’nin belirgin özelliği genç kalemlerle tecrübeli isimlerin bir arada olduğu bir dergi olması. Edebiyat dünyasında isim ve eser sahibi M. Said Türkoğlu, Müştehir Karakaya, Mustafa Oğuz, Adem Turan, Melek Altun, Şemsettin Yapar gibi isimlerin yanında, Enes Akdağ ve Emine Şeyma Kutluk gibi henüz lise öğrencisi olan imzalar da kendine yer bulmuş Kuşluk Vakti’nde. Adnan Yayık, Salih Güzel gibi, yıllar önce yayınladıkları şiirlerde yetenek uçlarını göstermiş isimler de tekrar karşımıza bu dergide çıkıyor.

Sahibi ve yazı işleri müdürü Salih Güzel. Kuşluk Vakti’nin bir özelliği de her sayıyı farklı bir editörün hazırlıyor olması. Mustafa Oğuz’un editörlüğünde hazırlanan birinci sayıdan sonra, ikinci sayının editörlüğünü M. Said Türkoğlu yapmış. Üçüncü sayının editörü de ikinci sayıda ilan edilmiş: Fatma Zehra

İletişime geçmek isteyenler için adres: P. K 106 Manisa

kuslukvakti46@gmail.com

www.kuslukvakti.blogcu.com

 

Zaman gazetesi, Gençlik eki, 13 Nisan 2008

 

 

 


Musa Güner

Etiketler :

Bazı vakitler vardır, adı hayırla anılan. İnsana bereket sunan,  ruha şifa olan vakitler vardır. Her yanımız bir bir kaybolup giderken, ayağa kalkmak için sebepler ararız. Tekrar kalkalım ayağa, tekrar düşelim yola deriz. Böyle bir ses bizi hırpaladığı zamanlarda içimizdeki coşkunluğu dindirecek bir vakit ararız. Yeri ve zamanı iyi tayin etmek deriz bunun adına.

Kuşluk vakti iyi bir zamandır. Bereketin, esenliğin insanlara sunulduğu bir vakittir. Bahaeddin Karakoç’un “Azıksız Çıkma Yola” şiiri bize aslında hayırlı vakitleri işaret eder. “Zaman öyle bir at ki ihmâle vermez mola!
Erkenden daha erken uyan ki kazanasın
Mahmur “biraz daha”lar düğümü çok tuzaktır
Azıksız çıkma yola! …” 

İnsanın içinde gizli bir yerlerinde yola çıkma arzusu varsa bunu dizginlemesi zordur.  Bu arzu uygun zamanı bulduğunda gün yüzüne çıkmak ister. İşte “Kuşluk Vakit” dergisi de bu yürek çırpıntısının bir yanması olarak buluştu okuyucularla. Aslında hiç aramızdan ayrılmayan ama değişik mekân ve isimlerle yürekleri yoklayan bir ekibin meyvesi bu dergi.

2. sayısı da uçup geldi uzak diyarlardan. Yine sımsıcak, mütevazi. Derginin giriş yazısı bu sayının editörü M. Said Türkoğlu’na ait. Beni alıp Yitik Düşler günlerine götüren bir coşkulu yazı. Said Türkoğlu yaşadığımız çağda edebiyata sığınmanın bir nefes alma sebebi olacağını yazısında anlatmış.

Kuşluk Vakti’nin bu sayısında şiirleriyle; Ali Osman Kurun, Mehmet Aycı, Müştehir Karakaya, Kadir Erdal, Mustafa Oğuz, Nevzat Akyar, Enes Akdağ,  Adem Turan, Adnan Yayık, Mustafa Uçurum, Naci Gümüş, Salih Güzel ve Nurettin Durman yer alıyor.

Salih Güzel’in şiiri “savruk güneşler altında/bir gölge oyunu için içlenmeler” yaşadığımız yozlaşmayı, kendimizden kaçışı, işgali, zorbalığı irdeleyen bir şiir. “ çocuklar doğuştan suçludur bu mevsim topraklarında / bir beyaz ölümdür Filistin’de / dağlarında afgan’ın / şu yeryüzünde / ve biri bir gün şaposuyla / hafifçe gülümseyecektir / parmak uçlarının sinsi kavisleriyle : beme”

Adem Turan’ın “Suya Selam” şiiri su gibi serin bir şiir olmuş. Okuyana ferahlık veriyor. “bir suyun başında durunca insan / Önce selam vermeli derdi, annem / bense ruhumun ürperdiğini duyardım o an / verdiğim selamın karşılığını beklerken”

Mustafa Oğuz’un “Yaslanmak”  adlı şiiri bir sevgi şiiri. Bir şiire yaslanıp hayatı temâşâ eden bir şairin dünyası var bu şiirinde. Şair şiirinde; ikindileri, şarkıları, dağları, zamanı, akşamı ve hayata tutunmayı sevdiğini şair bakışıyla anlatmış. Hem de en güzel sebepler ortaya koyarak. “tutunmayı seviyorum / çün tutamıyorum bedenimi ayakta / dört bir yandan saldırıyor dünya / sarsılıyor sendeliyor düşüyor / Allaha yakarıyorum / kalbimde Allah’ı buluyorum”

Dergide Mustafa Armağan’la Taşkın Eren’in yaptığı bir söyleşi de yer alıyor. Söyleşi yazarın genel çalışmalarını değerlendiren doyurucu bir görüşme olmuş.

Fatma Zehra “Zihni ve Kalbi Dirilten Öyküler” adlı yazısında günümüzün en dikkat çeken öykücülerinden olan Recep Şükrü Güngör’ü eserlerden yola çıkarak isabetli tespitlerle anlatmış.

Abdulmecid Orhan’ın “Bir Yaz Acısı” adlı öyküsü, Hasan Çağlayan’ın “Dünya Döndükçe Aşk” adlı denemesi, Sabahattin Yenilmez’in Günlükleri, Zeynep Karabatak’ın “İzini Sürdüğüm Yıllar Üstüne Bir Yazı”sı, Tayyib Atmaca’nın “Ebemkuşağı” günlükleri, Zeynel Toprak’ın “Keçiboynuzu” adlı öyküsü, M. Zahir Ertekin’in “Dosta Doğru veya Kar Düşlemesi” adlı yazısı, Emine Şeyma Kutluk’un “Kim bilir?” adlı kısa denemesi, Melek Altun’un Semiha Ayverdi’yi anlattığı yazısı, Şemsettin Yapar’ın “Çoban mısın?” adlı öyküsü ve Nihat Dağlı’nın M. Said Türkoğlu’nun “Gök Ekini” adlı kitabı hakkındaki yazısı dergide yer alan çalışmalar.

3. sayının editörünün Fatma Zehra olduğunun duyurulduğu Kuşluk Vakti’ne bereketli sayılar, uzun bir ömür diliyorum. 

 

 


Etiketler :